Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Çok eskidendi
Önceydi, öyleydi
Büyük gelirdi giydiklerimiz.
Giysiler küçültüldü
Bizi tez büyüttüler
Biz büyüye oynadık
Biz büyüğe oynadık
Biz büyüye büyüye oynadık
Büyüktük
Bir yüktük sırtında kendi hayatımızın
Yüklediler yüklendik
Yüklemdiler özneydik
Öznelere özendik
Onlar bizden var oldular
Biz onlardan yok olduk
Zaten yoktular
Olmamışlardı hiç
Sonra büyü bozuldu
Perdeler kapandı
“Kapandı” yüklemdi
“Perdeler” sözde özne
Sözde öz ne?

 

Not: Yazarı kimdir bilinmez... Bu şiiri bizimle Dirlik'te paylaştığı için Değerli Dostum İbrahim'e teşekkür ederim...

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 

Güneşli bir bahar günüydü. Baharla birlikte kampusun her yanına neşe dolmuştu. Güneş yeri ısıtmakla kalmıyor insanların kalplerine de sevgi tomurcukları ekiyordu. Herkes neşeliydi Selim’den başka… Selim ise bir köşede oturmuş aylarca peşinden koştuğu Aslı’nın masada arkadaşlarıyla ne konuştuğuna kulak kabartıyordu. Aslı arkadaşlarına bir radyo programından bahsediyordu. Selim yerinden kalkıp Aslı’nın yanına gitti ve “Bölüyorum ama biraz konuşabilir miyiz?” dedi.

 

Aslı arkadaşlarının yanından kalkıp Selim’i dinlemeye başladı. Selim ayların acısını çıkarırcasına konuşmaya başladı: “Aslı… Bu okula ilk gelirken bir gün bu şekilde bırakıp gideceğim aklımdan geçmemişti. Ama hayat aklımızdan geçtiği gibi ilerlemiyor değil mi? O istediği gibi ilerliyor biz ise sadece yaşamak isteğimizi yaşadığımızı sanıyoruz. Aslında yaşadıklarımız hayatın istediklerinden ibaret. Evet, gitmek benim seçimim ama kalmak gibi bir şansım yok. Her gün karşımda sen varken burada durmam mümkün değil artık. Gidiyorum… Bu mektubu al yarın okursun. Ben hala buradayken okuma bunu. Senden tek isteğim bu. Gece arabaya biniyorum ve sonsuza dek çıkıyorum hayatından. Mutlu olmanı dilerim, bensiz hayatında.” Aslı, Selim’i dinledikten sonra mektubu aldı katladı ve çantasına koydu ve Selim’e bakıp: “Böyle olmasını istemezdim ama elimden bir şey gelmez senin de söylediğin gibi bu senin seçimin.” Selim arkasını döndü ve yürümeye başladı. Aslı biraz seyretti ve arkadaşlarının yanına gitti. “Nerde kalmıştık?” diye sorup hiçbir şey olmamış gibi devam etti konuşmasına… 

 

Güneş Selim’in üzerine batmıştı bugün. Artık onun için bir sabah daha yoktu o şehirde. Giderken bile umursanmamıştı. Oysa “Gitme, kal!” demesini o kadar isterdi ki… Ama demedi. Aslı her zamanki hayatına devam etti. Akşam olunca her zaman yaptığı gibi çayını alıp penceresinin kenarında radyosunu dinlemeye başladı… Giden Selim umurunda değildi! Beklediği programda başlamıştı Selim’i niye düşünsün ki bu saatte?

***

Bu şiir sana!

Umutların tükenmemesi

Ve ışıkların sönmemesi için!

Gece kaybolmadan gelmen için…

Ayak sesi gibi bekleniyorsun,

Ne öğrenmişliğimin kokusu var havada

Ne de hatırlanmışlığımın.

Sadece gelmeni istiyorum

Ve yalnızlığıma son vermeni.

Şehrin sevgim kadar ışıkları var.

Ama hiçbiri seni bana göstermiyor.

Sadece o ışıkların birinde senin olduğunu biliyorum…

Ve bu bana en büyük teselli oluyor!


 

İyi akşamlar karanlık şehrin güzel insanları… Yine bir gece ve yine buradayız. Bugün her zamankinden farklı bir giriş oldu. Başka bir yerde rastlamayacağın şekilde bir giriş… Dün gece karaladığım dizelerle açtım programı… Biliyor musunuz herkesin haberi var şimdi bu dizelerden ama kendisine yazdığım insanın haberi yok. Ama bir gün onun da olur. Neyse şimdi bunları konuşmanın zamanı değil! Bugün son günüm bu gece terk ediyorum bu şehri… Bu son programım yarın taşınıyorum bu şehirden… Bu şehrin bana kattıklarını da burada bırakıp gidiyorum. Belki gitmenin vermiş olduğu ağır yükten belki daha fazla saklayamamamdan size bir şeyler itiraf etmek istiyorum. Birkaç aydır bu saatlerde yanınıza misafir oluyorum. Birbirimizi tanımasak da çok şeyler paylaşıyoruz. Ama şunu söylemeliyim ki, ben bir yalanım. Size söylediğim ismim, söylediğim asıl mesleğim hepsi birer yalan. Ben bundan önceleri söylediğim gibi biri değilim. Bunca zamandır aslında hiç yaşamayan birini hayatınıza konuk ettiniz… Ve o ölü insan bu gün hayatınızdan çekilip gidiyor. Belki bir gün yeniden doğar ve başka bir şehirde sizin hayatınıza tekrar gelirim. O zaman kendim olarak geleceğime söz veririm… Şimdi Sezen Aksu’dan bir şarkıyla devam edelim. O şarkı da dizeleri yazdığım o insana gelsin benden hediye…

 

Şarkıdan sonra yine buradayız… Bu gece gidiyorum dedim ya. Yaklaşık yarım saat sonra otobüsüm kalkıyor ve ben hala buradayım. O yüzden bu programımım biraz kısa olacak. Hatta program bitti desem yeridir.

 

Gün geceye, gece de sabaha dönerken

Söylenilenler ve hissedilenler sana aittir.

Gelmemişliğin ve özlenmişliğin anısına bir demet gül

Ve bir küçük gökyüzü sana hediyedir.

 

Karanlık şehrin güzel insanları iyi bakın kendinize… Bir gün başka bir frekansta gerçek benle tekrar buluşuruz belki kim bilir!

***

 

Aslı radyoyu kapatıp düşünmeye başladı… Bu gece şehir kalabalıklarını mı atıyordu üzerinden? Herkesin gitme zamanıydı sanki… Uzun zamandır dinlediği adam bir yalan çıktı. Ve yalan olan insan da çekti gitti. Sanki tek vücutta iki kişi gitti bu gece… Ama tanımadığı birinin gidişini niye önemsesin ki! Selim de gidecekti bu gece ama onun gidişi bu yalan insanın gidişi kadar etkilemiyordu onu. Aylarca dinlediği bir ses artık yoktu. Hangi şehre gidecekti acaba? Tekrar dinleyebilecek miydi onu? Kafasındaki dönen sorulara yanıt aramayı bırakıp yatağına doğru gitti… Sabah erkenden dersi vardı. Erken kalkması gerekiyordu. Saatini kurmak için telefonun aldı çantasından ve Selim’in ona verdiği mektuba gözü çarptı. Mektubu açtı ve okumaya başladı…

 

Aslı…

Bana gitmekten başka bir şans bırakmadın. Bana gitme deseydin bu mektubu vermeyecektim sana ve seni beklemeye devam edecektim. Ama bu mektubu okuyabildiğine göre yine kal demedin bana. Olsun vardır bir kerameti. Belki bana kal deseydin sana dün gece yazdığım bu şiiri de okuyamayacaktın…

 

Bu şiir sana!

Umutların tükenmemesi

Ve ışıkların sönmemesi için!

Gece kaybolmadan gelmen için…

Ayak sesi gibi bekleniyorsun,

Ne öğrenmişliğimin kokusu var havada

Ne de hatırlanmışlığımın.

Sadece gelmeni istiyorum

Ve yalnızlığıma son vermeni.

Şehrin sevgim kadar ışıkları var.

Ama hiçbiri seni bana göstermiyor.

Sadece o ışıkların birinde senin olduğunu biliyorum…

Ve bu bana en büyük teselli oluyor!

 

Her gece odamdan seyrettiğim o karanlık şehirden uzaklardayım artık. Bundan sonra gördüğüm hiçbir ışık sana ait olmayacak. Kalmamı sağlayacak bir mucize olmayacağına göre al sona son hediyem…

 

Gün geceye, gece de sabaha dönerken

Söylenilenler ve hissedilenler sana aittir.

Gelmemişliğin ve özlenmişliğin anısına bir demet gül

Ve bir küçük gökyüzü sana hediyedir.

 

Belki bu gece birçok kişi gidişime üzülecek hatta senin benim tahmin edemeyeceğimiz kadar çok kişi… Ama hepsi bir yalanın gidişine üzülecek!

 

Son Güncelleme (Perşembe, 28 Temmuz 2011 01:54)

 
Şu anda 1 konuk çevrimiçi
Bir şey mi aradınız?
Yukarı mı Aşağı mı?